Çift Olarak Ortak Karar Almanın Yolları
Ortak karar, aynı şeyi istemek değil farklı isteyen iki kişinin yıpranmadan anlaşabilmesidir. İşleyen bir yöntem önerisi.
Selin Yalçın 4 dk okuma
İki insan bir araya geldiğinde ortaya yalnızca bir ilişki değil, sürekli işleyen bir karar mekanizması da çıkar. Akşam ne yenecek, hafta sonu nereye gidilecek, ev nerede tutulacak, para nasıl bölüşülecek, çocuk hangi okula gidecek. Küçüğünden büyüğüne bu kararların hepsi aynı kaslarla alınır. Ve çiftlerin çoğu, bu kasları hiç çalıştırmadan yıllarını geçirir.
Ortak karar almak, iki kişinin aynı şeyi istemesi demek değildir. Farklı isteyen iki insanın, ilişkiyi yıpratmadan tek bir sonuca varabilmesi demektir. Bunun yolu ikna savaşından değil, sürecin kendisini düzgün kurmaktan geçer.
Pozisyon değil ihtiyaç konuşulmalı
Tartışmaların çoğu, iki tarafın da doğrudan sonucu masaya koymasıyla başlar. Biri "tatilde deniz kenarına gidelim" der, diğeri "hayır, şehirde kalalım" der. Artık ortada iki pozisyon ve tek bir kazanan vardır. Oysa pozisyonların altında hep bir ihtiyaç yatar.
Deniz isteyen kişi belki dinlenmeye, sessizliğe ve rutinden kopmaya ihtiyaç duymaktadır. Şehirde kalmak isteyen kişi belki masrafı kontrol altında tutmak ya da yorucu bir yolculuktan kaçınmak istiyordur. İhtiyaçlar konuşulduğunda, çözüm kümesi aniden genişler. İki ihtiyacı birden karşılayan üçüncü bir seçenek çoğu zaman vardır; ama pozisyonlar üzerinden konuşulduğu sürece kimse onu göremez.
Bu yüzden ilk soru "ne istiyorsun" değil, "bunu istemeni sağlayan şey ne" olmalıdır. Cevap bazen kendisine bile net değildir; birlikte düşünmek gerekir.
Her kararın ağırlığı aynı değil
Çiftlerin en çok enerji kaybettiği yer, küçük kararları büyük kararlar gibi tartışmaktır. Akşam yemeğini yarım saat müzakere eden bir çift, gerçekten önemli konuya sıra geldiğinde tükenmiş olur.
Pratik bir yöntem, kararları ağırlıklarına göre ayırmaktır. Geri dönüşü kolay ve etkisi kısa süreli olan kararlar hızlı verilmeli, hatta sırayla tek kişiye bırakılmalıdır. Bu hafta film seçimi bir tarafta, gelecek hafta diğer tarafta olabilir. Geri dönüşü zor olan kararlar, yani ev, iş, para, çocuk gibi konular ise ayrı bir zamanda, yorgun olmayan bir kafayla ve aceleye getirilmeden konuşulmalıdır.
Bir de üçüncü tür vardır: yalnızca bir tarafı gerçekten ilgilendiren kararlar. Birinin kariyeri, hobisi, arkadaşlıkları. Burada ortak karar değil, ortak bilgi yeterlidir. Her şeyi ortaklaştırmak yakınlık değil, alan daralması yaratır.
Şiddet oranı ve zamanlama
İnsanlar aynı konuya farklı şiddette bağlanır. Bir taraf için hafta sonu planı önemsizdir, diğeri için haftanın en beklenen anıdır. Bunu açıkça söylemek, ilişkideki en kullanışlı becerilerden biridir. "Bu benim için üç üzerinden bir" ya da "bu konu benim için gerçekten önemli" cümleleri, iki tarafın da nerede esneyeceğini netleştirir.
Ancak bu ölçek dürüst kullanılmalıdır. Her konuyu "benim için çok önemli" diye işaretleyen kişi, kısa sürede güvenilirliğini kaybeder ve söylediği hiçbir şey ağırlık taşımaz.
Zamanlama da en az içerik kadar belirleyicidir. Yorgun, aç ya da öfkeli bir anda alınan kararlar genellikle iki tarafı da memnun etmez. Ciddi konular için ayrı bir zaman belirlemek soğukluk değil, aksine konuya verilen değerin göstergesidir.
Bir de kararı kimin taşıyacağı meselesi vardır. Çoğu tartışma, kararın kendisi yüzünden değil, uygulama yükünün eşitsiz dağılması yüzünden büyür. Tatile gitmeye ortak karar veren iki kişiden biri bütün araştırmayı, rezervasyonu ve planlamayı üstleniyorsa, o karar aslında ortak değildir. Bu görünmeyen emeği konuşmak, kararın kendisini konuşmak kadar önemlidir.
Karar sonrası bakım
Alınan karar, tartışmanın sonu değildir. Uygulama aşamasında biri kendini haksızlığa uğramış hissediyorsa, o karar aslında alınmamıştır; sadece ertelenmiştir. Bu yüzden bir süre sonra dönüp bakmak faydalıdır: bu düzenleme ikimiz için de yürüyor mu?
Kararların denemelik olduğunu baştan söylemek, işi kolaylaştırır. "Üç ay böyle deneyelim, sonra tekrar konuşalım" cümlesi, kalıcı bir mağduriyet korkusunu ortadan kaldırır. İnsan, geri dönülemez olduğunu düşündüğü kararlara çok daha inatla direnir.
Bir de skor tutmama disiplini vardır. "Geçen sefer sen seçmiştin" muhasebesi kısa vadede adil görünür, uzun vadede ilişkiyi bir alacak verecek defterine dönüştürür. Sağlıklı çiftler kimin kaç kez kazandığını değil, ikisinin de sesinin duyulup duyulmadığını takip eder.
Ortak karar almak öğrenilebilir bir beceridir. Ve iyi öğrenildiğinde, alınan kararlardan çok daha değerli bir şey üretir: iki kişinin birbirine gerçekten danıştığı hissi.